THE ARCHIVE
SUBSCRIBE TO THE COMEDOWN OFFICIAL CHANNEL FOR MUSIC VIDEOS, LIVE SESSIONS AND MORE.
WATCH ON YOUTUBE18 yaşındaki Baldwin Skald önderliğinde The Comedown'ın temelleri atıldı. Hiçbir plak veya menajerlik desteği olmayan grubun sound'u ilk provalarda netleşti: kirli gitarlar, sert davullar, belirgin baslar ve saf punk enerjisi.
Profesyonel stüdyo imkânı olmadan hazırlanan ilk demolar alınmaya başlandı.
Grubun The Comedown adı altında yayınlanan ilk resmi kaydı. Yeraltı mekanlarındaki agresif konser serisinin başlangıcı oldu.
İkinci tekli yayınlandı. Takip eden aylarda grup kapasitesi küçük, karanlık mekanlarda sahne alarak ilk sadık kitlesini oluşturmaya başladı.
Grubun daha karanlık ve kişisel müzikal yönünü ortaya koyan üçüncü kayıt.
İlk dönem diskografisinin dördüncü resmi kaydı.
Garage-punk temeline daha melodik ve tiyatral fikirlerin entegre edileceği ilk full-length stüdyo albümünün hazırlıkları resmen duyuruldu.
Grup, ilk profesyonel kayıt süreci için bağımsız plak şirketi Blackwell Recording Co. ile sözleşme imzaladı.
İlk stüdyo albümü için 2014–2015 dönemine ait parçaların yeniden kaydedilmesi ve yeni materyallerin üretilmesi süreci başladı.
10 parçadan oluşan ilk full-length stüdyo albümü resmen yayınlandı. Erken dönemin ham enerjisi, stüdyo prodüksiyonunun ihtişamıyla birleşti.
Grup, albümü merkezine alan ve aylar sürecek ilk büyük turnesine çıktı. Başlangıçta planlanan birçok mekanın kapasitesi yetersiz kaldığı için daha büyük salonlara geçiş yapıldı.
The Last Laugh parçasının konser anthemi haline gelmesiyle The Comedown, yeraltı sahnesinden çıkıp yılın en dikkat çeken punk rock gruplarından birine dönüştü.
Yeni dönemin ve yaklaşan ikinci albüm sürecinin ilk habercisi yayınlandı.
Grubun sound'unun çok daha kirli ve agresif bir tona büründüğü yeni kayıt. Sözlerin Baldwin'in çalkantılı özel hayatıyla ilgili olduğu iddia edildi.
Baldwin, yıl sonu röportajında albümün ilkinden çok daha kişisel olduğunu ve gerçek olaylardan ilham aldığını belirtti.
The Comedown'ın solisti Baldwin Skald, New York'ta feci bir trafik kazası geçirdi. Olay yeri ve hastane raporlarına göre; kaza esnasında alkollü olan Skald'ın direksiyon başında olduğu araç, ikili arasında yaşanan krizli bir kavga sırasında kontrolden çıkarak şarampole yuvarlandı.
Yan koltukta bulunan Alice Fields olay yerinde hayatını kaybederken, hurdaya dönen araçtan ağır yaralı olarak çıkarılan Baldwin hayatta kalmayı başardı. Müzisyenin fiziksel bilançosu ağırdı: Sol köprücük kemiği tamamen parçalanmış ve 3. ile 4. kaburgalarında çoklu kırıklar tespit edilmişti.
Ancak kaza, Baldwin'in sadece vücudunu değil, ruhunu da parçaladı; bu trajedi, ona Alice'i kendi elleriyle öldürmüş olmanın ömür boyu sürecek devasa vicdan azabını miras bıraktı.
Menajerlik ekibinden ilk resmi duyuru:
“Şu anda önceliğimiz herhangi bir konser programı, kayıt takvimi veya albüm duyurusu değil... Baldwin'in tedavisi devam ediyor ve bu süreçte grup olarak yapılması gereken tek şey ona ve diğer herkese ihtiyaç duydukları zamanı vermek.”
The Comedown gitaristi Elliot, aylar sonra verdiği kısa demeçte grubun durumunu net bir dille özetledi.
“Ortada ölümden dönmüş bir adam var. Baldwin hastaneden yeni çıkmışken bizim kalkıp ‘hadi albüm kaydediyoruz’ diyecek hâlimiz yoktu. Dağılmadık, hepimiz buralardayız... Sadece önceliğimiz Baldwin'in toparlanması. O ne zaman hazır hissederse o zaman döneceğiz.”
21 Ekim'de albümün adı What Survived olarak açıklandı. 22 Aralık'ta ikinci stüdyo albümü resmen yayımlandı.
Albüm, 20 Ekim 2021 trajedisinin ve yas sürecinin doğrudan bir yansıması olarak grubun diskografisindeki en karanlık dönemi temsil ediyor.
Üçüncü stüdyo albümünün isim şarkısı ve yeni dönemin ilk majör adımı.
The Comedown'ın üçüncü stüdyo albümü resmen yayımlandı. Sekiz parçalık albüm, grubun travmayı geride bırakmak için seçtiği “durursan hissedersin, sadece hızlan” felsefesini yansıtan; agresif, isyankâr ve soluksuz bir kayıt olarak tarihe geçti.
The Comedown'ın 2026 dönemindeki yeni kaydı “Leave the Light On” resmen yayımlandı.